Türk Kültüründe Anne Olmak

Restoranda çığlıklar atarak koşan o çocuk, Türk çocuğudur.
Zira Fransız çocuğu kendini sofrada oyalarken, Britanyalı çocuk restorana adım bile atamayabilir.

Parkta bir oyuncağı paylaşamadığında ailesi müdahaleye koşan çocuk, Türk’tür.
Zira anne-babanın uzak durmayı başarması Japon işidir…

Yatağa gece yarısı giren çocuk, Türk değilse kesin Arjantinlidir…

Bizim toplumumuzda;

Restoranda çığlık atan çocuğa anlayış gösterilir.
Park tartışmalarına “kıyılamaz”,
Akşamın sekizi, yatmak için pek erkendir.
Ama eğer ki Türk çocuğuna kahve içirilirse, hele hele çiğ et yedirilirse, işte o zaman herkes ayağa kalkar!

Zira bebelere kahve Brezilya’da, çiğ et ise Rusya’da verilmektedir…

Türk annesinin yaptıkları ne ölçüde iyi?
“Kültürel özellikler” diyerek ya da “her çocuk farklıdır” diyerek konu kapatılmalı mı?

Çocukları kendi kararlarını veren bireyler gibi yetiştiren Anglo-Sakson kültürü ile yasaklar, kurallar ve sansür ile yetiştiren Uzakdoğu kültürü arasında duran Türk anneleri olarak, hayatımızı daha sağlıklı ve kolay kılmak için neler yapabileceğimizi, kendimizi ne kadar esnetebileceğimizi şimdi fark etmezsek, ne zaman edeceğiz?

Tamam, Türk annesiyiz ama, yeni bir neslin annesiyiz.
Neden işin işten geçmesini, aynı annemiz gibi olmayı, tarihin tekerrür etmesini bekleyelim ki?
Biz farklıyız.
Anneliğimiz de farklı olmalı.
Bizim istediğimiz kadar sağlıklı, bizim istediğimiz kadar keyifli!


Yorumlar